English - Turkish - be a fast liver
hızlı yaşamak
f. olmak, bulunmak, var olmak; anlamına gelmek; mal olmak; tutmak (para); durmak
f. oruç tutmak
i. oruç, oruç süresi
s. çabuk, hızla, hızlı, rengi atmaz, solmaz, su gibi, süratli, seri, ileri (saat), eli çabuk, tez canlı, uçarı, dayanıklı, sağlam, değişmez, sabit, sıkı, ayrılmaz
i. karaciğer, ciğer


Share this page
Dictionary Extension