constituted in Turkish and example sentences

constituted in Turkish

Pronunciation
[constitute] f. atamak, seçmek, yürürlüğe koymak, kurmak, teşkil etmek, oluşturmak

Example Sentences

These things constitute a balanced meal.
Bu şeyler dengeli bir öğün oluşturur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Thou shalt respect all weaknesses, and shalt constitute thyself the defender of them.
Tüm zayıflıklara saygı göstermelisin ve kendini onların savunucusu tayin etmelisin.
pronunciation pronunciation pronunciation err
It does not constitute an investment advice.
Yatırım tavsiyesi değildir.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Six professors constitute the committee.
Altı profesör komiteyi oluşturur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The European Union has 24 official languages. But important texts are often available only in three languages: English, French and German. This constitutes a disadvantage for anyone who isn't versed with any of these languages. It's already high time to think about a neutral, common bridge language.
Avrupa Birliği'nin 24 resmi dili vardır. Ancak önemli metinler çoğu kez yalnızca şu üç dilde mevcuttur: İngilizce, Fransızca ve Almanca. Bu durum, bu dillere aşina olmayanlar için bir dezavantaj teşkil etmektedir. Ortak ve tarafsız bir köprü dil üzerinde çalışmanın zamanı çoktan gelmiştir.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The river Maritsa constitutes a border between Turkey and Greece.
Meriç Nehri, Türkiye ile Yunanistan arasında bir sınır oluşturur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Twelve musicians constitute the society.
On iki müzisyen bir topluluk oluşturdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dictionary Extension
Share this page
Synonyms for constituted
composed