coupling in Turkish and example sentences

coupling in Turkish

Pronunciation
i. bağlama, bağlantı; eşleşme, çiftleşme

Example Sentences

 May the love that you share last a lifetime and may you accomplish all the dreams that you have together! A very happy Wedding Anniversary to a wonderful couple!
Paylaştığınız aşkın bir ömür boyu sürmesi ve hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle. Muhteşem çiftin evlilik yıl dönümü kutlu olsun!
pronunciation pronunciation pronunciation err
Anne and I sat down and decided to order a couple of jars of “sangría”, a drink that people had recommended to us.
Anne ile oturduk ve bize tavsiye edilen bir sürahi “sangria”yı ısmarlamaya karar verdik.
pronunciation pronunciation pronunciation err
We rented a car for our holidays at the beach, and arrived after a ride of a couple of hours, very hungry, at the beach.
Tatilimiz için bir araba kiraladık ve birkaç saatlik bir yolculuktan sonra acıkmış olarak kumsala vardık.
pronunciation pronunciation pronunciation err
In fact, after a while first a couple came, and then another two guys, a snub-nosed girl with brown hair and a tall, slim short-haired boy.
Ancak, bir süre sonra bir çift geldi, daha sonra başka iki genç çocuk, uzun boylu ve kahverengi saçlı kendini beğenmiş bir kız ve kısa saçlı zayıf bir genç çocuk.
pronunciation pronunciation pronunciation err
We were standing tall in my great Roman chariot and made an impressive couple.
Roma arabamda dimdik duruyorduk ve etkileyici bir çifttik.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I have been living in London for two years now, but I was lucky enough to have studied for a couple of years in Spain.
İki yıldır Londra’da yaşıyorum, ancak bir kaç yıl İspanya’da okuduğum için şanslıyım.
pronunciation pronunciation pronunciation err
A couple of weeks later I went to the graduation party of a friend I had met in Florence, and who did I meet there? Roberto!
Birkaç hafta sonra, Floransa’da tanıştığım bir arkadaşım mezuniyet partisine gittim ve orada kimle karşılaştım? Roberto!
pronunciation pronunciation pronunciation err
We’ve travelled to France and the United Kingdom a couple of times, but Stephen wanted to go to Spain and travel across this country, that seems a little mysterious to a lot of Americans, with its weird peculiarities, like flamenco or bullfights.
Bir kaç kez Fransa ve İngiltere’ye seyahat ettik, ancak Stephen flamenko ve boğa güreşleri gibi değişik özellikleriyle birçok Amerikalı için gizemli görünen İspanya’ya gitmeyi ve ülkeyi baştan aşağı gezmeyi arzuladı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
We spent a couple of days at Santiago de Compostela, the place where the Path of Saint James ends.
Birkaç günü Saint James Path’inin son bulduğu Santiago de Compostela’da geçirdik.
pronunciation pronunciation pronunciation err
"My secretary did phone you, I hope? I've been away for a couple of weeks on honeymoon."
“Sekreterim sizi arayıp söylemiştir herhalde. İki haftadır balayındaydım.”
pronunciation pronunciation pronunciation err
"Mr. Ranjee, do you think you could lend me a camcorder for a couple of days?"
“Bay Ranjee, sizden birkaç günlüğüne bir kamera ödünç alabilir miyim?”
pronunciation pronunciation pronunciation err
It was all over in a couple of minutes.
Her şey birkaç dakika içinde olup bitmişti.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The guests were talking that the prince and Lolita were a physically nice couple.
Davetliler ise prens ile Lolita’nın birbirlerine çok yakıştıklarını konuşuyorlardı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Stay with us for a couple of days as my guest, and I will think and find a suitable way.
Sen bizde birkaç gün misafir kal, düşünüp hal çaresini bulurum.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He set out with his wife a couple of days before the wedding.
Karısıyla birlikte düğünden birkaç gün önce yola çıkmış.
pronunciation pronunciation pronunciation err
And I stood there a couple minutes, and then I closed the doors and walked alongside of the house to the frond and looked at my watch.
Bir iki dakika orada kaldım, kapıları kapattımevin yanından ön tarafa doğru yürüdüm ve saatime baktım.
pronunciation pronunciation pronunciation err
...one of those poor couples on the subway who hold hands.
...metroda el ele tutuşmuş yoksul çiftler gibi.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He goes to Miami every couple ofweeks. He can help you out.
Bir kaç haftada bir Miami ye gider Sana yardım edebilir.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Um, I'm here to ask you a couple of questions about Cecilia.
Um, size birkaç.. birkaç soru sormak istiyordum Cecilia hakkında.
pronunciation pronunciation pronunciation err
- That's sweet. When did you get that?
- A couple of weeks ago.
- Çok hoş. Ne zaman aldın bunu?
- Birkaç hafta önce.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dictionary Extension
Share this page
Synonyms for coupling
combination: affiliation, affinity, union, marriage, alliance, merger, relationship