create in Turkish and example sentences

create in Turkish

Pronunciation
f. yaratmak, oluşturmak, yapmak, neden olmak; meydana getirmek; yetki vermek, atamak

Example Sentences

They voted to create a committee.
Bir komite oluşturmak için oylama yaptılar.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas' job creates extreme stress.
Nicholas'ın işi aşırı stress yaratıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I had Nicholas create a website for me.
Nicholas'a benim için bir web sitesi yaptırdım.
pronunciation pronunciation pronunciation err
God created the heaven and the earth.
Allah göğü ve yeri yarattı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Their company created forty new jobs.
Onların şirketi kırk yeni iş oluşturdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
You created this set of rules
Oyun eşit şartlarda oynansın diye...
pronunciation pronunciation pronunciation err
To create an artificial being has been man's dream since the birth of science.
Yapay bir varlık yaratmak bilimin doğuşundan bu yana insanın rüyası olmuştur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Shakespeare created many famous characters.
Shakespeare bir sürü ünlü karakterler yarattı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I'm interested in creating my own web pages.
Kendi web sayfamı yapmakla ilgileniyorum.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas believes that all men are created equal.
Nicholas tüm insanların eşit yaratıldığına inanıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Your behavior is creating a lot of problems.
Davranışın çok sayıda sorun yaratıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Finding the ideal artist to create our animation was no small task. We had to bind him... bind him to ourselves in a contract based on trust and mutual respect.
Animasyonumuzu yaratacak ideal sanatçıyı bulmak kolay bir iş değildi. Onu bu işe bağlamamız gerekiyordu... güven ve karşılıklı saygıya dayalı bir sözleşme ile onu kendimize bağlamalıydık.
pronunciation pronunciation pronunciation err
James Cameron created a new way to make movies.
James Cameron film yapmak için yeni bir yol ortaya çıkardı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Did God really create the earth in a single day?
Tanrı dünyayı gerçekten tek bir günde mi yarattı?
pronunciation pronunciation pronunciation err
The famous author created another best-selling book.
Ünlü yazar bir başka en çok satan kitabı oluşturdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I never thought it'd be this hard to create an iPad app.
Bir iPad app oluşturmanın bu kadar zor olacağını asla düşünmemiştim.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Sixteen million new jobs were created, while inflation significantly decreased
Enflasyon belirgin bir şekilde azalırken 16 milyon iş ortamı yaratıldı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
We waste time looking for the perfect lover, instead of creating the perfect love.
Tom Robbins
Mükemmel aşkı yaratmak yerine mükemmel aşığı aramakla vakit geçiriyoruz.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Your opinions of no interest to me. Furthermore, you've created panic among the patients.
Fikirlerin beni ilgilendirmiyor. Dahası, hastaların aralarında panik yarattın.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Certainly they must be the key to the meaning of existence. But human-beings no longer existed. So we began a project that would make it possible to re-create a person.
Şüphesiz onlar varoluşun anlamının anahtarı olmalılar. Fakat insanoğlu artık yok. Bu yüzden yeniden insan yaratmayı mümkün kılacak bir projeye başladık.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dictionary Extension
Share this page
Synonyms for create
1. make: constitute, produce, effect, form, erect, build, forge
2. originate: give birth to, cause, author, invent, occasion, produce
3. conceive: devise, formulate
Verb forms for create
Present participle: creating
Present: create (3.person: creates)
Past: created
Future: will create
Present conditional: would create
Present Perfect: have created (3.person: has created)
Past Perfect: had created
Future Perfect: will have created
Past conditional: would have created