favoured in Turkish and example sentences

favoured in Turkish

Pronunciation
[favoured (Brit.) ] s. ayrıcalıklı, özellikli, avantajlı, kayırılan

Example Sentences

He was in favor of the proposition.
O teklifin lehindeydi.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Are you in favor of the plan or not?
Planın lehinde misiniz yoksa değil misiniz?
pronunciation pronunciation pronunciation err
Everyone is in favor of your idea.
Herkes senin fikrini destekliyor.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He was in favor of equality for all.
O herkes için eşitliğin lehindeydi.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dr. Clark may I ask a favor of you?
Dr. Clark sizden bir iyilik rica edebilir miyim?
pronunciation pronunciation pronunciation err
I wonder if you could do me a favor.
Bana bir iyilik yapıp yapamayacağını merak ediyorum.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He asked me if I could do him a favor.
Ona bir iyilik yapıp yapamayacağımı sordu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas wanted to ask Mary for a big favor.
Nicholas Mary'den büyük bir iyilik rica etmek istedi.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Was the president in favor of the plan?
Başkan planın lehinde miydi?
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas was in favor of aborting the mission.
Nicholas görevin durdurulmasından yanaydı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
You are in favor of the plan aren't you?
Planı destekliyorsun değil mi?
pronunciation pronunciation pronunciation err
I was wondering if you could do me a favor?
Bana bir iyilik yapıp yapamayacağını merak ediyordum.
pronunciation pronunciation pronunciation err
America once favored a policy of isolationism.
Amerika bir zamanlar soyutlanma politikasını tercih etti.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The balance of public opinion remains in his favor.
Kamu oyu dengesi kendi lehine kalır.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The nation as a whole is in favor of political reform.
Bir bütün olarak ulus siyasi reformun lehinde.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Take it easy. I can assure you that chances are in your favor.
Sakin olun. Ben değişikliklerin sizin lehinize olduğunu size temin ederim.
pronunciation pronunciation pronunciation err
- What kind of favor?
- It's nothing difficult. You know that piano house down the hill.
- Yes, sir.
- Go to the house and tell the maid that you came to see the teacher.
- Nasıl bir iyilik?
- Zor birşey değil. Tepenin aşağısındaki piyano evini biliyorsun.
- Evet, efendim.
- O eve git ve hizmetçiye öğretmeni görmeye geldiğini söyle.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Is flattering people your strategy in asking for a favour?
I don't flatter people easily
İyilik isterken insanları pohpohlamak senin taktiğin mi?
Ben insanları kolay kolay pohpohlamam.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Just remember that I did you a favor.
Size bir iyilik yaptığımı asla unutmayın.
pronunciation pronunciation pronunciation err
- And listen before you refuse, I've seen every big city in India. I would like to see villages.
- It's an excuse for another favour.
- Ayrıca reddetmeden önce dinle, Hindistan'da her şehri gördüm. Köyleri görmek istiyorum.
- Bu bir başka iltimas için bahane.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dictionary Extension
Share this page
Synonyms for favoured
picked: named, preferred, conscripted, elected, chosen, selected