SAT in English and example sentences

SAT in Turkish

Pronunciation
[sit] f. oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak
i. cumartesi

SAT in English

Pronunciation
[Sat. (Saturday) ] n. seventh day of the week
v. rest on the legs and buttocks; take a seat; place in a seat; brood, cover eggs to warm them before hatching; be located, be situated; pose or model for an artist; fit, hang (about clothes); babysit, supervise someone's children
n. standardized test required for acceptance to many colleges and universities in the United States

Example Sentences

Babam yeni bir şapka satın aldı.
Father bought a new hat.  
pronunciation pronunciation pronunciation err
Biraz şeker satın aldım.
I bought some candy.  
pronunciation pronunciation pronunciation err
Para harcayınca bir şey satın alırım.
When I spend money I buy something.  
pronunciation pronunciation pronunciation err
Kitabın isminde yapılan yazım hatasından dolayı yeni bir kitap iki günde bir milyon satar. Başlığı ise şöyledir: “Eşinizi değiştirebilecek bir fikir” oysa kelime ‘hayatınızı’ dır.
One million copies of a new book sold in just 2 days due to typing error of 1 alphabet in title. “An idea that can change your wife while real word was life.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Geçen Kasım’da yeni bir araba satın aldım. 
I bought a new car last November.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Aralık’ta şirket ekonomik krizdeydi ve  ondan (krizden) çıkmak için taşınmazlarını satmaya çalışıyorlardı.
The company was in an economic crisis and trying to sell their properties to get out of it in December.
pronunciation pronunciation pronunciation err
O arabayı satın alma ihtimalim var, fakat şimdilik çok mümkün görünmüyor.
I might buy that car, but it doesn't seem very possible for time being.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Yerinde olsaydım o arabayı satın alırdım.
If I were you i should buy that car.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Bir çift ayakkabı satın almak istiyoruz.
We would like to buy a pair of shoes,
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas evini satmaya karar verdi.
Nicholas has decided to sell his house.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Öyle bir şeyi satın almayı göze alamam.
I cannot afford to buy such a thing.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Bir bisiklet satın almayı göze alamadım.
I could not afford to buy a bicycle.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas arabayı satın almak için kararını verdi.
Nicholas made up his mind to buy the car.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Bu tür bir kanepe satın almak istemiyorum.
I don't want to buy this kind of sofa.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas her birine bir kamera satın aldı.
Nicholas bought each of them a camera.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas Mary için bir şey satın almadı.
Nicholas didn't buy anything for Mary.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Ürünleri satın almaları için onlara ısrar etti.
They urged them to buy the products.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Erkek arkadaşın için ne satın aldın?
What did you buy for your boyfriend?
pronunciation pronunciation pronunciation err
Neden bu kitabı satın almak istiyorsunuz?
Why do you want to buy this book?
pronunciation pronunciation pronunciation err
Yoko bir bilgisayar satın alamaz.
Yoko is unable to buy a computer.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Dictionary Extension
Share this page