brave in Turkish

Pronunciation
f. cesaretle karşı koymak, meydan okumak; göğüs germek
i. kızılderili savaşçı, kızılderili savaşçılar
s. mert, yiğit, cesur, yürekli, kahraman, görkemli, şahane

Example Sentences

The policeman is brave.
Polis cesurdur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Being brave is a bless.
Cesur olmak bir lütuftur.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I am not brave enough to do bungee jumping.
Bungee jumping yapmak için yeterince yürekli değilim.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Are you brave enough to jump across the stream?
Derenin öbür tarafına atlayacak kadar cesur musun?
pronunciation pronunciation pronunciation err
The brave captain saved his ship.
Cesur kaptan gemisini kurtardı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I think what Nicholas did was very brave.
Bence Nicholas'ın yaptığı çok cesurca.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He is as brave a man as ever lived.
O şu ana kadar yaşamış cesur bir insandır.
pronunciation pronunciation pronunciation err
She was a child but she was brave.
O bir çocuktu ama cesurdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He became brave in the face of danger.
Tehlike karşısında cesurlaştı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He was brave enough to go there alone.
Tek başına oraya gidecek kadar cesurdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err




© dictionarist.com