the way in Turkish

Pronunciation
i. yöntem, yapılış şekli, yapma şekli

Example Sentences

You should bend down out of the way.
Eğilip başınızı korumalısınız.
pronunciation pronunciation pronunciation err
People only treat you one way, the way you allow them!
İnsanlar sana, sadece senin izin verdiğin şekilde davranır!
pronunciation pronunciation pronunciation err
If men behave after marriage the way they do before it, half the divorces won’t take place. On the other hand, if women behave before marriage the way they do after it half the marriages won’t take place.
Erkekler evlendikten sonra da önceki gibi davranırlarsa boşanmaların yarısı olmaz. Diğer taraftan, kadınlar evlenmeden önce de evlendikten sonraki gibi davransalardı evliliklerin yarısı olmazdı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nothing in nature is for itself. Rivers don’t drink their own water. Trees don’t eat their own fruit. Sun doesn’t give heat for itself. Flowers don’t spread fragrance for themselves. Living for others is the way of life! Have a blessed day!
Doğada hiç bir şey bencil değildir. Nehirler içmez sularını, ağaçlar yemez meyvelerini. Ne güneş kendisi için ışık saçar, ne de çiçekler kendileri için kokarlar. Diğerleri için yaşamak hayatın kendisidir. Hayırlı günler.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The sign indicates the way to go.
Sinyal gidecek yolu gösterir.
pronunciation pronunciation pronunciation err
The traveler stopped to ask me the way.
Gezgin bana yol sormak için durdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
We ran out of gas on the way there.
Oraya giderken yakıtımız bitti.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I don't like the way you laugh at her.
Ona gülme tarzını sevmiyorum.
pronunciation pronunciation pronunciation err
My motorcycle broke down on the way.
Motosikletim yolda bozuldu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Nicholas came all the way from Boston.
Nicholas yol boyunca Boston'dan geldi.
pronunciation pronunciation pronunciation err



© dictionarist.com