went in Turkish

Pronunciation
[go] f. gitmek; başlamak; girmek; geçmek; uymak, yayılmak; olmak, haline gelmek; tükenmek; sonuçlanmak; kaybolmak; ölmek; koyulmak; yapılmak; bahse girmek, iddiaya girmek, işlemek

Example Sentences

It was impossible to go back to our camp in the blizzard.
Bu tipide kampa geri dönmek imkansızdı.
pronunciation pronunciation pronunciation err
See the cat go up the tree.
Kedi ağaca nasıl çıkıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation err
When I go outside I put on my coat.
Dışarıya çıkarken paltomu giyerim.
pronunciation pronunciation pronunciation err
My brother went to college.
Erkek kardeşim liseyi bitirdikten sonra yüksekokula gitti.
pronunciation pronunciation pronunciation err
After he finished high school he went to a higher school.
Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gitti.
pronunciation pronunciation pronunciation err
He was such an entrepreneur. He ran his own bussiness instead of going to college.
Tam bir girişimciydi. Üniversiteye gitmek yerine kendi işini kurdu.
pronunciation pronunciation pronunciation err
I went to the doctor because of that annoying cough.
Sıkıntı veren öksürük nedeniyle doktora gittim.
pronunciation pronunciation pronunciation err
When we leave the city we go to the country.
Kentten çıkınca kırlık bölgelere geliriz.
pronunciation pronunciation pronunciation err
Mother said, “Do not go across the street.”
Annem, «Caddenin bir yanından öteki yanına geçme» dedi.
pronunciation pronunciation pronunciation err
My dad would not let go to the party.
Babam partiye gitmeme izin vermeyecektir.
pronunciation pronunciation pronunciation err



© dictionarist.com